Diyet Neden Kişiye Özgü ?


Bu diyetler bir zamanlar kilo vermek isteyenlere umut olmuştu. Şu anda da yine böyle umut veren pek çok diyet gündemde. Onların da modası geçecek mi?
Burada sorun şu: Diyetlerin popüler olması! Birinin işine yaradıysa sizin de ona bel bağlamanız. Oysa bu diyetler sizi tek yönlü, yanlış, düzensiz ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarına yöneltir, bunu unutmamak gerekir. Bu tür diyetlerden uzak durmak şart. Karşınıza bir diyet tanımı çıktıysa iyice inceleyin: Tek yönlü beslenmeyi vaat ediyorsa, kısa süreli hedefleri varsa, size bir yaşam şeklini değil bir modayı empoze ediyorsa temkinli yaklaşın. Her gün bir yenisi daha eklenen ve sadece kilo verdirmeye yönelik olan bu tarz diyetler sağlığımızı ciddi açıdan tehdit ediyor. Unutmayın ki diyet yaparken doğru, dengeli ve sağlıklı beslenmemiz gerekir. Yoksa diyetler hastalık reçetesi olabilir. Diyetler; kişinin biyokimyasal bulgularına, yaşına, boyuna, kilosuna, fiziksel aktivite düzeyine, beslenme alışkanlıklarına ve sosyo-ekonomik durumuna göre alması gereken kalori hesaplanarak hazırlanır. Bu nedenle diyet, kişiye özgüdür!

Diyet Çeşitleri

1. Düşük Karbonhidratlı Yüksek Proteinli Diyetler

Düşük karbonhidrat yüksek protein diyetlerinde, fazla protein alımının bazı olumsuz sonuçları olduğu bildirilse de, diyabet, obez kişilerde zayıflama tedavisi, bazı böbrek-karaciğer hastalıkları gruplarında olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.

Düşük karbonhidrat, yüksek protein diyetlerinin gastrointestinal (mide-bağırsak) problemler, kan şekeri düşmesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uykusuzluk, bulantı, susama, güçsüzlük ve yorgunluk gibi yan etkileri olabilmektedir. Bu tür diyetlerin ağırlık kontrolü üzerine kısa ve uzun dönemli etkileri olabilir, ancak özellikle kardiyovasküler (kalp-damar) sonuçlarla ilgili endişeler söz konusudur. Bazı çalışmalarda bu diyetlerin kardiyovasküler riski düşürebilecek kan lipitleri üzerine yararlı etkilerinden bahsedilmiştir, fakat bu çalışmanın takip süresi 1 yıldan daha az olduğu için bu yararlı etkinin uzun dönemli olmadığı dikkate alınmalıdır.

diyet

Dukan Diyeti

Dukan Diyeti, 4 ana safhaya ayrılan yüksek proteinli ve çok düşük karbonhidratlı bir diyet listesidir. Fransız beslenme uzmanı Dr. Pierre Dukan, Dukan Diyeti’ni, et hariç olmak üzere her şeyi yemekten vazgeçerek kilo vermek isteyen obez bir insandan esinlenerek yazmıştır. Diyet, 4 aşamadan oluşmaktadır: Atak evresi, seyir evresi, güçlendirme evresi ve koruma evresi.

  1. Atak evresi (1 – 7 gün): Diyete, sınırsız yağsız protein ve güne 1.5 yemek kaşığı yulaf yiyerek başlanır. Kısa, hızlı ve hemen sonuç alınan aşamadır.
  2. Seyir evresi (1 – 12 ay): Bir gün yağsız proteinler, günde 2 yemek kaşığı yulaf yiyerek, nişasta bulunmayan sebzeler yiyerek devam edilir. Bu aşama gerçek ağırlık kaybının yaşandığı aşamadır.
  3. Güçlendirme evresi (Değişken): Sınırsız yağsız protein ve sebzeler, bazı karbonhidratlar ve yağlar, haftada sadece bir gün yağsız protein ve günde 2.5 yemek kaşığı yulaf kepeği yenilen, süresi değişkenlik gösterebilen bir aşamadır.
  4. Koruma evresi (Belirsiz): Temel kurallara uyulur, ancak ağırlık sabit kaldığı sürece kurallar gevşetilebilir. Yulaf kepeği günde 3 yemek kaşığına çıkartılabilir.

Hollywood Diyeti

Hollywood Diyeti, 3 ana ve 1 ara öğün önermektedir. Şekerli yiyecekler kesinlikle tüketilmemelidir. Saat 20:00’den itibaren kesinlikle bir şey yenilmemelidir. Yenilen besin sadece bir tabak tüketilmelidir. Hollywood Diyeti’nde patates, pirinç, havuç, muz, ananas, işlenmiş şeker, işlenmiş tüm beyaz un ürünleri, alkol, bal ve dondurma yer almamaktadır.

2. Diğer Popüler Diyetler

Montignac Diyeti

Montignac Diyeti, 1990’lı yılların en meşhur zayıflama diyetlerinden birisidir. Fransız beslenme ve ilaç uzmanı Michel Montignac, gençliğinde muzdarip olduğu fazla kilolar ve şişmanlık nedeniyle kendisi özel olarak bir diyet türü hazırlamıştır. Glisemik İndeks Diyeti’nin değişik bir uygulanış biçimidir.

Glisemik indeks, karbonhidratların vücutta verecekleri glisemik tepkilerine (kan şekeri) göre belirlenen sayısal bir değerdir. GI değeri 1 ila 100 arasında değişir. Montignac diyeti 2 aşamalıdır.

  • İlk aşamasına zayıflama fazı adı verilmektedir. Bu aşamada, glisemik indeks oranı 35 ve altındaki karbonhidratlı besinlerin tüketilmesi önerilir. Kişinin vücut ağırlığının her bir gramı için ise 1.3 – 1.5 gram günlük protein tüketimi gerekmektedir. Bilhassa sebzeler ve balık eti ideal besinlerdir. Ancak düşük glisemik indekse sahip besinlerle beslenecek olan kişilerin böbrek rahatsızlıklarının olmaması gerekir. Kötü karbonhidratlar, tatlılar, şekerlemeler, patates, pirinç ve beyaz ekmek gibi besinler, diyetin ilk fazında asla yağlarla birlikte tüketilmemelidir. Motignac’ın diyet teorisine göre kötü karbonhidratlar ile birlikte alınan yağlar, glisemik indeks ve kan şekeri yükseldiği için doğrudan yağ olarak fazla kilolar biçiminde vücudumuza depolanırlar. Bu nedenle, yağlı besinler ile bir tür pasta, makarna, esmer pirinç ve çavdar ekmeği, kepekli ekmek gibi gıdalar tüketilmelidir.
  • İkinci aşama, dinlenme ve korunma aşamasıdır. Yüksek glisemik indekse sahip gıdaların tüketimini, düşük kalorili karbonhidratlarla yapmayı öğrenerek bundan sonraki yaşamımızı kilo kontrolü ve zayıflama üzerine kurarız. Bitkisel doymamış yağların kullanımı teşvik edilmekte, öğün atlanmaması tembihlenmektedir.

Taş Devri (Paleo) Diyeti

Taş Devri Diyeti, taş devrindeki avcılık toplayıcılık ile yaşayan insanların yediklerine inanılan gıdaları yemeyi içerir. Bir mağara adamı gibi yemek ye ve kilo ver sloganı ile zayıflanabileceği savunulur. Paleo diyetinin beslenme ilkelerine göre, işlenmiş hazır gıdalardan uzak durulmalı, olabildiğince doğal besinler ile beslenilmelidir.

paleo diyeti

Bu beslenme tarzında protein kaynağı et ve et ürünleri, balık ve deniz ürünleri serbest olarak tüketilirken, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi yasaktır. Aynı zamanda sebze ve meyve tüketimi serbest iken, tahıl grubundan olan besinlerin tüketilememesi gerekir. Paleo diyetinde diğer yasaklı besinler ise 3 beyaz olarak adlandırılan tuz, şeker ve undur.

Paleo diyetine karşı çıkan uzmanlar ise yasak listesinde bulunan baklagiller, tahıllar ve süt ürünlerini almazsak, kemik erimesi, kardiyovasküler hastalıklar ve kan basıncının düşmesi gibi rahatsızlıkların kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Özellikle bu diyetin yasakladığı süt ürünlerini almayan kadınların ilerde kemik erimesiyle yüz yüze geleceği bildiriliyor.

Aralıklı Oruç Yöntemi (Intermittent Fasting)

Son yıllara damgasını vuran beslenme konularından biri de aralıklı oruç yöntemi: Intermittent Fasting. Zayıflamayı sağladığı için diyet türleri arasına alsak da, aralıklarla oruç yöntemine diyet demek yanlış olur. Kalori kısıtlamasının bazı hayvanların ömrünü yüzde 50 oranında uzattığı zaten uzun zamandan beri biliniyordu, ama yeni araştırmalar aralıklı açlığın sağlıklı ve uzun yaşamanın anahtarlarından biri olduğunu gösteriyor.

aralikli oruc diyeti

4 ayrı şekilde uygulanıyor.

  • Kalori Kısıtlamalı Yaşam Tarzı (Calorie Restriction): Günde 1500-1750 kalori almayı sürekli bir yaşam tarzı haline getirmeyi prensip edinmek. Bu sürekli uygulanabilir bir yöntem değildir. Kas kitlesinde azalma, halsizlik gibi bazı yan etkileri olabilir.
  • Günaşırı Oruç (Alternate Day Fasting): Bir gün normal beslenmeyi takiben, diğer gün tek öğünde 500 kalori ile kısıtlanmış oruç yöntemi. Etkili ama sürekliliği zor bir yöntem.
  • 5:2 Diyeti (The Fast Diet): Bu yöntem gün aşırı oruç yönteminin hafifletilmiş şeklidir. Burada haftanın sadece 2 günü 500 kalorilik bir oruç uygulanmaktadır.
  • 8 Saat Diyeti (The 8 Hour Diet): Bu diyette günün tüm beslenmesi 8 saatlik bir zaman aralığında yapılıyor ve geri kalan 16 saat içinde hiçbir şey yenilmiyor, su ve şekersiz çay dışında hiçbir şey içilmiyor. Bu yöntemin uygulanması kolay. Örneğin akşam saat 7’de yenilen yemekten sonra 16 saat hiçbir şey yenilmiyor ki, bu sürenin büyük bir kısmı uykuda geçiyor.

Aralıklı oruç yönteminin faydalarını sıralarsak:

  • Yağ yakımı artırır. Vücudun glikojen depolarını metabolize etmesi için 6-8 saat gerekir ve vücut ancak bundan sonra yağ yakmaya başlar. 16 saat süre aç kalınması yağ yakımını hızlandırır.
  • Fazlasının tip-2 diyabet, insülin direnci, karaciğer yağlanması, enflamasyon gibi zararlı etkileri olan insülin seviyesini düşürür.
  • Yaşlanmayı hızlandıran, kalp-damar hastalıklarının oluşumunda etkisi olan IGF I hormonunun yapımını (insüline benzer büyüme hormonu) azaltır.
  • Kalp-damar hastalıklarından, kansere birçok hastalığa neden olan enflamasyonu (yangı) durdurur.
  • Gençlik genleri sirtuinlerin uyarılmasını sağlar.
  • Beyin sağlığını koruyup, zihinsel fonksiyonları harekete geçirir.
  • 30’lu yaşlardan itibaren azalan HGH seviyelerini (büyüme hormonu) artırır.